İnanç Merkezlerimiz

Ana Fatma Ziyareti:

Ana Fatma Ziyareti

Gezi Yazarı Murat Yıldız ve Yağmur Malcı

Dersim kültürünün inanç ve kültür çeşitliliğinin en önemli özelliği kapsayıcı olmasıdır. Her kilometre başında bir evliyanın mekânıyla karşılaşmak mümkündür. O mekânlardan bir tanesidir Ana Fatma... Tunceli merkeze araç ile o dakika uzakta Munzur Vadisi Milli Parkı'nın içinde yer alır. Tunceli halkının inanç merkezlerinin başında yer alan yerlerden biridir. Ana Fatma'nın hikâyesi peygamberler dönemine kadar dayanır. Çünkü Ana Fatma Hz. Muhammed'in kızıdır. Efsaneye göre Ana Fatma, Cebrail ile cennete gider ve cennette oynayan yeşil ve kızıl başlı iki çocuk görür. Bunların kim olduğunu sorduğuna doğacak çocukları olduğunu öğrenir. Neden farklı renkte olduğunu sorduğunda ise, yeşil başlı olanın Hasan olduğunu ve zehirlenerek; kızıl başlı olanın da Hüseyin olduğunu ve Kerbela’da şehit edilerek öldürüleceğini öğrenir. Cennetten çıktıktan sonra oğullarının yasını tutar. Ana Fatma’yı ziyaret edenler Hz. Fatma’nın yasına ortak olurlar, mumlar yakarlar ve dualar ederler.

Ana Fatma Ziyareti

Doğa açısından da zengin olan Ana Fatma Ziyareti'nde zengin bir fauna ve flora vardır. Bölge yasal olarak koruma altındadır ve geleceğe el değmeden bırakmamız gereken bir yer olarak Tunceli'de gezilecek yerlerin başında gelmektedir.

Ana Fatma Ziyareti


Düzgün Baba Ziyaret Alanı:

Düzgün Baba Ziyareti

Şah Haydar, Kureyş olarak da tanınan Derviş Mahmud Hayrani’nin oğludur. Tunceli’nin Zeve yakınlarında bulunan hayvanlarına daha rahat bakmak için Zargovit Tepesi’ne bir ev yapar. Öyle ki, zemheri ayında bile keçileri gayet besilidir. Babası Derviş Mahmud Hayrani, böyle besili olması için oğlunun hayvanlara ne yedirdiğini merak eder. Merakını gidermek için Şah Haydar’ın bulunduğu Zargovit Tepesi’ne gider. Rivayet edilir ki, Şah Haydar’ın elindeki çubuğu değdirdiği meşe ağaçlarının hemencecik filizlendiğine şahit olur. Keçiler de filizlerden yiyerek beslenirler. Derviş Mahmud Hayrani, Şah Haydar’a görünmeden dönmek isterken, keçilerden biri, birkaç kez hapşırır.  Şah Haydar, hapşıran keçisine dönerek, “ne oldu, babam Derviş Mahmud’u mu gördün; niye hapşırıyorsun” diye sorar. Gayri ihtiyari arkasına döndüğünde, babasının kendisine görünmeden gitmek istediğini farkeder. Babasına bizzat adıyla hitap ettiğini duymuş olmasından ve babasına karşı mucize yaratmış olmasından mahcup olan Şah Haydar, Düzgün Baba Dağı’na kaçar ve burada yaşamaya başlar.

Düzgün Baba Ziyareti

Rivayet edilir ki, kaçarken ayağındaki kışın karda giyilen hediklerle birbirine uzaklığı yaklaşık 5 kilometre olan Zargovit’ten Düzgün Baba Tepesi’ne üç adımda gitmiştir. Bastığı yerde hediklerin taşlara bıraktığı izler hala durmaktadır. Annesi, eve gelmeyen Şah Haydar için endişelenir. Babasından oğlunun durumunu öğrenmesini ister. Derviş Mahmud Hayrani de, Şah Haydar’ın durumu hakkında bilgi getirmeleri için taliplerini gönderir. Talipler, Düzgün Baba Dağı’nın tepesinde Şah Haydar’ı görüp, pirlerine iyi haberle dönerler. Şah Haydar’ın durumunun iyi, işinin düzgün olduğunu; selam ve hürmetler gönderdiğini söylerler. Bu “işi düzgündür” sözü dilden dile dolaşır ve Şah Haydar’a Düzgün Baba denilmeye başlanır. O günden sonra 2.500 metre yükseklikteki bu dağa da Düzgün Baba Dağı denir. Dağ, o günden bu yana kutsal olarak bilinir. Çok sayıda insan tarafından ziyaret edilir; adaklar adanır, kurbanlar kesilir. Düzgün Baba Efsanesi yörede halen hâkim olan babaya saygının eskiden beri var olan bir geleneğin ifadesidir.


Çelebi Baba Ziyareti:

İlimiz Mazgirt ilçesi Karşıkonak Köyü Denk Mezrası’nda bir tepe üzerinde yer alan ziyaret yeri özellikle Baba Mansur Ocağı’na bağlı insanlar tarafından ziyaret edilmekte, adaklar aranıp kurbanlar kesilmektedir.


Munzur Baba Ziyareti:

Her yıl binlerce kişi tarafından, ziyaret edilen su gözeleri, Munzur Baba şahsında kutsal kabul edildiğinden eskiden, aşiretler arasındaki anlaşmazlıklar, bu pınarın başında yemin edilerek, eğer bir konuda anlaşma sağlanır ise topluca Munzur Nehri'ne küçük taş atılarak sağlanır, anlaşmazlık barışla sonlanır, kurbanlar kesilerek kutlanırmış. Bugün de kimilerince de piknik amaçlı ziyaret edilen gözelerin yan taraflarında örülmüş duvarlar, yakılmış mum akıntıları Munzur Baba inancının halk üzerinde bıraktığı etkiyi yansıtan öğelerdir.


Baba Mansur Ocağı:

Mazgirt İlçesi, Darıkent'de (Muhundu) bulunan gür suların kaynadığı gözeler yöre insanı tarafından baba Mansur’un Gözeleri olarak bilinir. Baba Mansur Gözelerine gelen ziyaretçiler tarafından kurbanlar kesilir, çıralar yakılır ve dilekte bulunulur.


Derviş Cemal Türbesi:

Seyit Cemal, Hacı Bektaş-ı Veli'nin mürit ve halifelerindendir. Hozat ilçesinin Derviş Cemal Köyü’nde Derviş Cemal ocağı vardır. Geleneğe göre; Hacı Bektaş-ı Veli, Seyide Cemal Sultan'ı Dersim bölgesinde görevlendirmiştir. Seyit Cemal'in soyundan gelen Seyitler batı Dersim aşiretlerinin öteden beri rehberliklerini yapmaktadırlar.

Derviş Cemal Ziyareti


Seyit Mahmut Ocağı:

Seyit Mahmut Dersim’in Pamuklu köyünden öküzleri ile yola çıkarak Gökçekonak (Tahsini) Köyüne doğru yol alır ve o esnada benim öküzlerin nerede çömelirlerse ben ocak yerimi oraya inşa edeceğim der. Bir süre sonra Tahsini köyüne varır. Köyün girişinde bulunan çayırlık alanda öküzlerin durmasını bekler fakat öküzler bu geniş düzlük alanda durmazlar. Her nedense yola devam ederler. Ocak yerine öküzler varınca çömelirler ve kalkmazlar. Bunun üzerine Seyit Mahmut ocağını buraya inşa eder ve hayatını burada sürdürür. Bu ocak aynı zamanda Hızır’ın misafir olduğu bir Baba Mansur ziyaretgâhıdır.


Seyit Kasım Türbesi:

Pülümür Kırkmeşe Köyü'nde bulunan ve 1915 yılında vefat eden Sarı Saltık pirlerinden Seyit Kasım türbesi çok sayıda insan tarafından ziyaret edilmektedir.


Pir Sultan Abdal Ocağı:

Bu ziyaret, Tunceli'nin Pülümür ilçesine bağlı Hacılı (Bahçecik) köyündedir. Bu köyün adı eskiden Bahçecik idi. Köyün bütünüyle ocakzade olan halkı Kerbela'ya gidip geleli köyün adı Bahçecikten Hacılıya dönüşmüştür. Bir rivayete göre burada bulunan ocakzadeler, Sivas'ta bulunan Pir Sultan Abdal’ın soyundandırlar. Bu köydeki Pir Sultan evinin içinde onun ilk inşaatı sırasında Pir Sultan'ın Horasan'dan getirdiğine inanılan ziyaret haline gelmiş olan bir ağaç sütun vardır. Ruslar buraları işgal ettiğinde burayı yapmak istemişler ama başaramamışlardır. Bu ev halen muhafaza edilerek ziyaret edilmektedir.


Derviş Gülabi Ziyaretgâhı:

Derviş Gülabi Türbesi Erzurum karayolu üzerinde bulunan Pülümür'ün Süleymanuşağı köyündedir. Önemli bir ziyaretgâh olan bu türbenin etrafı yağma taş duvarla Örtülü 40-50 metre karelik bir yerdir. Duvarlar bir 1-1,5 metre kadar yükseklikte olup ziyaretgâh kapısının sağ ve sol yanında iki koç heykeli bulunmaktadır. Kapının sol tarafında bulunan Koç'un ayağında cömertlik sembolü bir ibrik, kalçası üzerinde de kılıç motifi yer almaktadır. Sağdaki Koç'un ön ayağında bir kılıç ve kama, sağ arka ayağında ise bitki motifi görülmektedir.


Ağuiçen Türbesi:

Ağuiçen Ziyareti

Asıl adı Seyit Temiz olan Ağuiçen, Seyit Lokman Perende'nin torunudur. ‘Piri piran, Ser çeşme-i mürşidan’, ‘Pirlerin piri, mürşitlerin gözebaşı’ olarak anılan Seyit Lokman Perende, beşinci kuşaktan İslam bilgini Ebul Vefa'nın torunudur. Hoca Ahmet Yesevi’nin 1166 yılında vefat etmesinden sonra onun okulunun başına geçmiş, birçok ulu pire ve Türkmen prensine eğitim vermiştir.


Sultan Hızır Ocağı:

13. yüzyıl başlarında Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad zamanında Pertek İlçesi’nin, Dorutay Köyü’nde yaşamış keramet sahibi bir zattır. Şam Seferi dönüşü sırasında ordusu ile konaklayan Alaeddin Keykubad ile askerlerini küçük bir güveç kabı ile yedirerek doyurmuş ve küçük seccadesi üzerinde hepsini birlikte oturtarak ağırlamış olduğu rivayet edilmektedir.


Kırklar Dağı Ziyareti:

Bu ziyaret Tunceli'nin Mazgirt ilçesinde bulunmaktadır. Burası bu bölgedeki en önemli ziyaretlerdendir. Buranın kırk meleğin, kırk evliyanın, kırk peygamberin, kırk erenin mekânı olduğuna inanılır. Her cuma akşamı bu mekânda cem ibadeti yapılır.


Kal Ferat Türbesi:

Bölge insanları tarafından önemli olduğuna inanılan ziyaretlerden biridir. Bu ziyaretle ilgili birçok efsane bulunmaktadır. Efsanelerden biri şöyledir: Kalmem ve Kal Ferhat, Seyit Mahmut Hayrani'nin (Seyit Hacı Kureyş) bir ev yapmakta olduğunu duyarlar. Seyit’in evine eli boş gitmemek için öküzleri ile ormana gidip beş metre uzunluğunda iki tane ağaç keser ve onları öküzlerin boynuna bağlayıp Seyit Mahmut Hayrani'nin köyü Zeve’ye doğru yola çıkarlar. Seyit onların geldiğini duvarın üstünde görür ve duvara yürü der, duvar yürür. Öküzler bile bu olaydan etkilenir ve Seyit’in ayağına yüzlerini sürmek için yılan olup duvarın üzerine gelirler. Sonra da Kalmem'in köyüne dönerler. Kal Ferhat'ın kabri anlatılanlara göre Nazımiye’nin Geriş Köyü’ndedir. Burası mekânları olarak ziyaret edilmektedir.


Elbaba Ziyareti:

Ovacık ilçesi, Elbaba Köyü’nün içerisinde bulunan Elbaba Yatırı yöre halkı tarafından ziyaret edilen ve derdine derman arayan insanlarca sıkça ziyaret edilen inanç yerlerindendir.


Sarı Saltuk Ocağı:

Hozat İlçesi’ne bağlı Karaca Köyü sınırlarında yer almaktadır. Rivayetlere göre Sarı Saltuk, Peygamber ve Hacı Bektaş soyundan gelen Türkmen bir er olarak bilinir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin müritlerinden olan Sarı Saltuk'un Anadolu ve Balkanlar'da çok sayıda türbesi bulunmaktadır. Bu erin şeceresi bizzat Nakibü’l Eşraf kayıtlarında geçer. Sarı Saltuk soyunun bir kolu Tunceli İl’inin Hozat İlçesi’ndedir. Burada Sarı Saltuk'un türbesi ve onun soyundan gelenler bulunmaktadır. Bu aileler Sarısaltık, Akdoğan, Yurt, Yer, Kılıçaslan gibi temsilcilere sahiptir.

Sarı Saltuk Ziyareti


Derviş Mili Türbesi:

Tunceli'nin il merkezine 4 km uzaklıkta Sütlüce Köyü yolu üzerinde Milli mezarlığında Derviş-i Milli diye bilinen bir zata ait yatır vardır. Dervişi milli, Milli veya Mili adını Mili Aşireti’nden almıştır. Burası halkın her kesiminden insan tarafından dilek dilemek için ziyaret edilen bir yerdir. Her Hıdırellez’de Hazreti Hızır ile Derviş Mili’nin Gole Çeto'da (İki çayın birleştiği yer) buluşup buradan Hazreti Hızır ile birlikte göklere uçtuğuna ve ayrıca burada Hazreti Hızır’ın ayak izi olduğuna inanılır. Burası Derviş Mili’nin sır olduğu yerdir. Her perşembe gününde burada lokma dağıtılır. Ayrıca Mart ayının dört Çarşamba’sının dördünde de burada kadınlardan oluşan cemaate dede dua okur, lokma dağıtılır.


Büyük Çeşme Ziyareti:

Pülümür'ün Senek Köyü sınırları içerisinde yer alır. Başköylü Hasan Efendi tarafından 1953 yılında keşfedildiği ve ‘Ahmed-i Zenci’ adlı Hazreti Ali'ye bağlı bir yiğidin kabrinin bulunduğuna inanılan ziyarete ismini veren büyük soğuk su kaynağının yer aldığı ‘Büyük Çeşme’ çok tanınan ziyaretlerdendir. Tunceli Erzincan karayolunun Mutu Köprüsü’ne yakın bir yerden ayrılan ve 3 km uzaklıkta yüksek bir yerde olan bu türbe ve ziyaret alanı her yıl özellikle yaz aylarında çok sayıda yöre insanı tarafından ziyaret edilmekte adına kurbanlar kesilmekte ve dilekte bulunulmaktadır.


Büklü Dede Türbesi:

 Ziyaret, Kureyşan Ocağı’na bağlı ve Erzincan-Tunceli İl sınırına yakın Pülümür'ün 30 km batısında 1600 rakımlı Doğanpınar (Büklü) Köyü’nde bulunmaktadır. Seyit Büklü'nün şeceresi Dede Ehlibeyt soyundan Musa-i Kazım evlatlarından Mahmut Hayrani'ye, Seyit Hacı Kureyş’ten Seyit Derviş İlyas'a kadar uzanır. 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Nazımiye Düzgün Baba Dağı’ndan Maskan bölgesine oradan da şu anda medfun olduğu Pülümür Doğanpınar Köyü’ne yerleşmiştir. 16. yüzyılın ikinci yarısında da hakka yürümüştür. Seyit Büklü Dede, yıllar yılı yöre halkı tarafından ziyaret edilmiştir. Onun adına kurbanlar kesilmiş, dualar okunmuş, dileklerde bulunulmuştur.  Seyit Büklü Dede çeşitli ruhsal sıkıntıları ve bazı hastalıkları tedavi etmiş, çeşitli kerametler göstermiş Allah'ın velilerindendir.

Çoban Baba Türbesi:

Çoban Baba Ziyareti

Bu ocağın merkezi Tunceli-Mazgirt İlçesi İsmailli Köyü’dür. Şeyh Çoban, İmam Musa Kazım soyundan gelmektedir. Çoban Baba, Moğol işgali sonrası Anadolu’ya gelip, önce Tunceli'nin Hozat İlçesi’nin Koru köyüne yerleşmiştir. Sarı Saltık'ın köyü olan Ağveren'nin karşısında yer alan Koru Köyü Sarı Saltuk'un atlarını yetiştirdiği hara imiş. Yoksul Çoban Babayı Sarı Saltuk bir süre yanında idame etmiştir. Çoban Baba daha sonra mürşidi olan Sarı Saltuk’tan destur alarak Mazgirt'in İsmailli Köyü’ne yerleşmiştir. Burada çoğalan soyu Tunceli ve Erzincan köylerine dağılmıştır.


Gole Çeto Ziyareti:

Bu ziyaret Tunceli merkezinde Munzur Suyu ile Pülümür Suyu’nun birleştiği yerde Pülümür yolunun kenarında bulunan cem evinin alt tarafında bulunmaktadır. Bölge insanı için inançsal açıdan önemli bir yere sahip olan bu yere Hızır’ın mekânı da denilmektedir. Bu yer için birkaç efsane anlatılmaktadır. En kabul gören rivayet Hızır’ın burada Hazreti Ali ile buluştuğu diğer bir anlatımda ise Seyit Hacı Kureyş ile Derviş Mili’nin burada buluşup semah döndükleri ya da cem İbadetinde bulunduklarıdır. İki suyun birleştiği mekân muratların kabul edildiği yer olarak da inanılır.


Kureyş Baba Ocağı:

Adını Horasan'dan göçerek Anadolu’ya yerleşen Kureyş isimli Pir’den alır. Pirin kökeni ise Akşehir’dir. Rivayetlere göre babası Seyit Mahmut Hayrani’dir. Seyit Mahmut Hayrani, Konya/Akşehir'e gelerek tekke kurar ve Hacı Bektaş-ı Veli'ye bağlılığını bildirir. Seyit Mahmut Hayrani oğlu Kureyş Dede’yi Anadolu’nun içlerine gönderir. Kureyş Dede ilk olarak Adıyaman'a gelir sonra ise Dersim bölgesine gider. Bilge kişiliği nedeniyle çağında saygı duyulan insanlar arasında yer alır.


Pir Ali Ziyareti:

Bu ziyaret Tunceli/Mazgirt ilçesi İsmailli Köyü’nde Mazgirt’ten Kovancılar’a giderken yolun sağındadır. Ana yoldan sonra 1,5 km asfalt olan yoldan gidilerek ulaşılan ziyaret hem il içinden hem il dışından çok sayıda insan tarafından ziyaret edilmekte, kurbanlar kesilmekte ve dilekte bulunulmaktadır. Herhangi yazılı ya da sözlü bir kaynak olmadığı için ziyarete adını veren Pir Ali hakkında net bilgi sahibi olunmamakla birlikte yöre insanı tarafından çok bilinen ve sıklıkla ziyaret edilen önemli inanç merkezlerinden birisidir. Derman aramak için buraya gelip de derdine derman bulunduğuna dair yaşanmış olaylar köylüler tarafından anlatılmaktadır.